Aşk mı? Sex mi?
-
Aşk mı? Sex mi?
Kuzey Kutbu’nda yaşayan insanların bile karın değişik şekillerini tarif etmek için kullandıkları birçok kelime var. Peki ya cinsellik eylemiyle ilgili değişik sözcükler var mı? Seks sadece sekstir. Değil mi yoksa? İşte kadın ve erkek perspektifinden sorulan modası geçmeyen soru; aşk yapmak ile seks yapmak arasındaki fark nedir?Kadınlar arada büyük bir fark olduğunu düşünüyor. Sürpriz olacak tek bir şey var ki o da bu farkın kadın veya erkeğin hisleriyle alakalı olmadığı. Kadınlar derin bir aşk yaşadıkları insanlarla hızlı, şiddetli, kavgalı-gürültülü seks yapabilirken sadece ilgi duyduğu insanlarla yumuşak, tatlı ve ruh okşayan cinsellik yaşayabiliyorlar. İmkansız olduğunu mu düşünüyorsunuz?
Cinsellik keyif ve tutkuyla alakalı. Sadece cinsellikle ilgili bencil (insanın kendisine odaklanması gibi) bir şeyler var. Memnuniyetinizi nasıl maksimum yapabileceğinizi (partnerinizinkini de tabii) bulmaya çalışıyorsunuz hep. Diğer taraftan aşk yapmak başka bir insana şefkat göstermek gibidir. Bağlılık, hassasiyet, saygı ve temasla ilgilidir.
Bir insanı öperek, okşayarak ruhunun penceresi olan gözlerine bakarak sizin için bulunmaz bir mücevher gibi ne kadar eşsiz olduğunu anlatmaktır. Kadınlar için cinselliklerini yaşarken en önem verdikleri şey partnerlerine onunla birlikte olmaktan ne kadar gurur duyduklarını anlatmaktır. Cinsel açıdan tatmin olup olmadıkları ikinci sıradadır.
Kadınlarla ilgili diğer bir gözlemde alkollü olduklarında yatakta harika vakit geçireceklerini bilseler bile çoğunlukla cinselliği yaşamak istememeleridir.
Erkekler ise arada pek bir fark olmadığını düşünüyor. Onlara göre bu ayırımdan tamamen şeytan beyinli kadın dergileri ve romantik hikaye kitapları sorumlu.
Onlar erkek, kabul etmek lazım. Bir penisleri var ve ellerine geçen her fırsatta onlara az da olsa ilgi gösteren birini buluyor ve şanslarını değerlendiriyorlar. Sonradan sarılıyorlar mı? Diğer buluşma da çiçekle sürpriz yapıyorlar mı? Ya da ertesi gün arıyorlar mı? Belki evet belki de hayır. Bazıları bunun derinine fazlaca inse de erkekler genelde vakit geçirebilecekleri bir kadın arıyorlar.
Ta ki, birine gerçekten ciddi bir şeyler hissedene kadar. Bir anda bir fark olduğunu hissediyorlar. Bu fark tamamıyla ne? Şiddetli, kavgalı gürültülü seks değil! Aşk yapmanın temelde iki insanın bağlanmasını iletişimini sağlayan inanılmaz güzel ve ayartıcı bir şey olduğunu keşfediyorlar. Daha da iyisi, ne kadar çok seviyorlarsa o kadar çok bağlanabiliyorlar.
Seks, iki insanın arkadaş olabilmesi için birbirini kullanması gibi. Ama aşk yapmak ancak sevdiğiniz insanı kaybetmeyi bile düşünemediğiniz zaman mümkün olabiliyor.
Hala karışık geliyorsa bir de şu listeye bakın :
Aşk yapmak : Onunla uyanmak için bekleyemiyorsunuz.
Seks yapmak : Uyanmak için bekleyemiyorsunuz.Aşk yapmak : Tuvaletinizi yaptığınız sırada bile onunla konuşup kıkırdayabiliyorsunuz.
Seks yapmak : Söyleyebilecek çok az şeyiniz oluyor : Cinsel organlarımız birbiriyle çok uyumlu değil mi?Aşk yapmak : Aşığınızla yatağınızı paylaşıyorsunuz.
Seks yapmak : Yatakta aranıza görünmez bir engel koyuyorsunuz ve ülkenizin sınırları gibi korumaya çalışıyorsunuz.Aşk yapmak : Onun inanılmaz güzellikteki mavi gözlerine bakarak uyanıyorsunuz.
Seks yapmak : Onun (rengini hatırlamadığınız) gözlerine bakarak uyanıyorsunuzSeks yapmak için 30 iyi neden!
Fazla kalorileri yakıyor, cildi güzelleştiriyor, koku ve tat alma duyularını geliştiriyor, kalbe-damarlara iyi geliyor, bağışıklık sisteminizi güçlendiriyor… Tüm bunları yapan mucizevi bir ilaç ya da pahalı bir kür değil; seks. Bu haberi okuduktan sonra eminiz bir daha “başım ağrıyor” mazeretine başvurmayacaksınız
Erkeklere göre tek gecelik ilişki, Bize göre aşkın başlangıcı…
Sorumluluk yok, monotonluk yok.. Sadece heyecan ve tutkunun hakim olduğu sevişmeler var. Sahi tek gecelik ilişkiler akıllarda hoş bir anı mı, yoksa bir kabus olarak mı kalıyor? 3 genç kadın tek gecelik ilişkilerini tüm açıklığıyla anlattılar. Hikayeleri uzman bakışıyla yorumlayan ise psikolog Tireysi Kazmirci oldu.Üniversitelilerin seks hayatı
Sizce üniversiteli gençler, zannedildiği gibi cinsel yaşamlarında gittikçe daha da özgürleşiyor ve cinselliği Avrupa’daki yaşıtları gibi mi yaşıyorlar? Yoksa durum tam tersi mi? 1982 yılında Prof. Dr. Aysel Ekşi’nin yaptığı araştırmadan bugüne neler değişti? Bu sorunun yanıtını bulmak için en son yapılan araştırmaları derledik. İşte ilgi çekecek sonuçlar

.gif)