Logo Background RSS

Adsense

Radikal yazarı Akif Beki, Doğan Grubu’nu tehdit mi ediyor?

Kategori: haber on Eylül 16th, 2009
  • Doğan Grubu’na verilen rekor vergi cezasına tepki göstermek yerine, muhalif yazarlara savaş açtığı gözlenen Akif Beki bakın neler yazdı?

    Akif Beki/RADİKAL

    Fitnenin adını koyalım

    Medya muhitlerinde hava puslu, sular bulanık…
    Belirsizlik
    çoğalırken,
    etraf
    tenhalaşıyor.
    Herkesin
    biraz durup,
    düşünmeye ihtiyacı var.
    Biraz da kendini gözden
    geçirmeye…
    Ama mahallenin sokaklarını şuursuzca birbirine katanlar, buna fırsat bırakmıyor.
    Kendi düzenleri bozulmasın diye, her yeri ateşe verebilirler.
    Ellerinden geleni, arkalarına da koymuyorlar zaten.
    Yeter ki onların keyfine dokunan olmasın; her şey mübah…
    En iyi belledikleri şey, fitne fesat çıkarmak.
    Bu yüzden ortalık durulsa, en önce onlar işlevsiz kalacak.
    ‘İşsiz’ demiyorum, aradaki farka dikkatinizi çekerim.
    Dudak uçuklatan vergi cezasını kimin kestiği, sanki onlar için çok mu önemli?
    İşlerine geliyor, ateşe biraz daha benzin döküyorlar.
    Ömürlerini birkaç gün daha uzatıyorlar, hepsi bunun için…
    Fitnenin adını tam koyalım, o zaman.
    Ahmet de, Mehmet de hikâye…
    Mesele, başka…
    Türkiye’nin bir de ‘medya
    meselesi’ var.
    Ve mutlaka er ya da geç, kendi iç dinamikleriyle halli gerekecek.
    Bu devran böyle gitmez.
    ***


    Nevzuhur bir durum yaşıyoruz.
    Medya ortamımız, ‘ucubeler’ yetiştiren bir tarlaya dönüşüyor.
    Genetiğiyle oynanmış mutant
    bir yazar nesli, köşeleri bir bir
    istila ediyor.
    Hızla çoğalıyor sayıları.
    Bir Amerikan dergisi, Paris
    Hilton için yazmıştı; ‘Ünü, ünlü
    olmak’ diye…
    Ünü, ünlü olmaktan öteye
    geçmeyen, mütemadiyen kendini
    yazan bir ‘yazar’ türü, bu.
    Kendileri için yaşıyor;
    kurdukları sahte düzeni sürdürmek için çiziktiriyorlar.
    Yatıp kalkıp, durumlarını
    meşrulaştırmak için yeni
    gerekçeler icat ediyorlar.
    Egolarını tatmin, hayatlarının
    yegane gayesi haline gelmiş.
    Başka hiçbir şey, umurlarında
    değil.
    Dünya batmış; kim ölmüş, kim kalmış… Ne gam!
    Amaçsızlığı, amaç edinmiş gibiler.
    Bu muydu, özlemini çekerek büyüdüğünüz dünya?
    Kendiniz için yapabileceklerinizin en iyisi bu mu?
    ***
    Tamam, ‘Tanrı yazar’ı öldürdük, defin işlerini de hallettik…
    Kısmetse, cenazesini el birliği ile kaldırıyoruz.
    İçimizi kemiren suçluluk duygusuyla, ardından gözyaşı döktüğümüz kimi anlar da oluyor.
    Farkındayım yani, duygusallaşıyoruz bazen.
    Yüklendiğimiz ağır meslek
    günahlarının vebalini taşımak zor, ne de olsa.
    Unutuyoruz sonra, ‘Bu da geçer’ diyoruz.
    Geçer elbet…
    Ama ‘tanrı yazar’ın yerine koyacağımız yeni ikon, ‘lümpen yazar’ mı olacaktı?
    Yücelttiğimiz şeye bak!
    Yolun başındaki gazeteci adaylarına sunduğumuz rol model, bu demek ki.
    Ete kemiğe bürünmüş, cismanileşmiş bir şer abidesi!…
    Madem öyle, ısrarcısınız…
    Ne diyelim, yeni medya ikonlarınız hayırlı olsun.
    Size söyleyecek başka sözüm yok.
    ***
    Yalnız, bizi seyredenlere de son olarak söylemek isterim ki;
    Yılgınlığa, ümitsizliğe kapılmayın sakın!…
    Hasbelkader, damarlarından
    insanlığı çekilmiş bu  ucubelerin
    arasına düşebilir yolunuz.
    Önünüzü kesebilir, mutant
    canavarlar…
    Siz, yolunuzdan şaşmayın…
    Dik durursanız, haç görmüş
    vampir gibi çarpılıp, kaybolurlar.
    Hem bilin ki; lümpen yazarın
    ömrü, tanrı mukallidi olan
    selefinden çok daha kısa sürecek.
    Veliaht gibi takdim
    edildiklerine bakmayın siz.
    Müsterih olun, devirleri
    geçti, geçiyor.




Yorum Yap