Adsense
AK Parti ‘küresel planın’ ürünü ve sonucu mu?
-
PAZARTESİ akşamı Sansürsüz programına Prof.Dr. Süheyl Batum ve Prof. Dr. Doğu Ergil tartışmacı olarak katıldılar. Ağca’nın tahliye olmasından yola çıkarak “şahıslara” odaklanmadan “büyük resmi” sorgulamaya çalıştık… Bu program sırasında Süheyl Batum ilginç bir tez ortaya attı. Batum’a göre “AK Parti, Türkiye’nin kontrol edilme sürecinde önemli bir unsurdu ve küresel güçler tarafından, iktidara taşınmıştı”!
Teze saygı duyuyorum ama katılmıyorum. Amacım “AK Parti şöyle geldi, böyle geldi” demek değil. Amacım “gerçekleri görmemiz” adına bazı önemli tespitler yapmak. “Şunu küresel güçler getirdi, bunu şunlar yaptı” dersek, bence ülkenin bazı gerçeklerini ıskalayabiliriz…
Peki “AK Parti nasıl ortaya çıktı ve iktidara geldi”? Bu soruya bir soru daha eklemem gerekli; bu ülke 1946 yani “ilk devalüasyon” sonrası kimleri “dışladı”? Detaya geçmeden gözlemlerimden birkaç tespit:
- Son 50 yılda özellikle 1980 sonrası “var olmayı diğerlerinden ayrı” olmak sananlar ülkeye hâkim oldu. Elde edilen yüksek faiz geliri ve krizlerin de etkisiyle ortaya “tepe” dedikleri bir zümre çıktı.
- Bunlar her alana girdiler. Haklarında “efendi” olduklarına kadar giden birçok teori üretildi. Siyasi partilerde, sanat, fikir, spor, eğlence dünyamızda hep onlar vardı. Onlar yönettiler, onlar algılattılar, diğerleri baktı.
- Bir kısmının hayatı magazin programlarına yansıdı. Özellikle dejenere olanların yaptıkları “renkli dergiler” haline getirilip, “70 milyonun özlediği” ve/veya “nefret ettiği” hayatlar olarak pazarlandı.
- Taksim’e, Bağdat Caddesi’ne, Nişantaşı’na yatırım yapılırken, varoşlar ihmal edildi. Birileri “merkez” oldu, diğerleri “dışlandı”. Dışlananlar, “ideoloji geliştirenlerin” eline düştü. Eğitildi, devşirildi, en önemlisi özledikleri “ait olma” duygusu verildi.
Sevgili dostlar, yukarıdaki tespitler sonrası yeni bir soru daha soralım…
1950′ler sonrası başlayan, 1980 sonrası özellikle ekonomik modelin değişmesiyle şiddetlenen ve 1994-2001 gibi algılamayı değiştiren finansal krizlerle doruğa çıkan süreç sonunda Türkiye’de ne oldu?
Onu da hemen arz edeyim; son dönemde gazetelere yansıyan ve her defasında “aaa” dediğimiz olaylar yaşanmaya başlandı. Kimilerine göre Türkiye’nin merkezi kaydı, kimilerine göre irtica hortladı, kimilerine göre “zenci Türkler” iktidara geldi.
Bu noktada “AK Parti küresel güçlerin iktidara taşıdığı bir yapıdır” tezini hatırlayalım ve “teze karşı sunduğumuz antitez” sonrası çıkarımlara geçelim…
Çıkarım 1: Yarattığımız “ekonomik-siyasi-sosyolojik” yapının ürettiği sonuç ortada. Bu noktada özellikle ekonomik ayağı sorgulamamız açısından şu soruya cevap aramamız gerekli: AB modeli Türkiye için bir amaç, bir hedef ama acaba gerçek bir çıkış mı? Yukarıda tarif ettiğim “dışlanan-dışlayan” dinamiğini değiştirebilir mi? AK Parti’nin “AB politikasını terk etmesi” tesadüf mü?
Çıkarım 2: Türkiye’deki siyasi ve ekonomik örgütlenme 1946 sonrası “merkez olanlar” ve “çevre halkalar” şeklinde oluşmaya başladı. 1980 sonrası “seçkinler” sınıfının yaratılması ile tepe noktasına ulaştı, 2000 sonrası ayrım derinleşti. Kimilerine göre bunun adı “burjuva devrimiydi”. İşte burjuva devrimi! İşte gelinen sonuç!
Çıkarım 3: Bugün hâlâ Gümrük Birliği dahi “seçkinler” sınıfının imzası ile “büyük olanı koruyup”, “orta ve küçük olana” yaşam şansı tanımayacak şekilde işliyor. Ülkede yüzde 3′lük kesimin varlığı ile yüzde 97′ninki birbirine eşit ve gelir dağılımı “Güney Amerika”dan bile daha bozuk. “Elitler” ve “halk” diye sınıflar oluştu, en kötüsü birilerinin hayatı, diğerlerinin özlemi haline geldi!
Çıkarım 4: Yukarıda tarif ettiğimiz dinamik, “sistem dışına itilenleri” avlayarak büyümeye devam etti ve şimdi “dışlananlar” merkeze konuşlandığı için “devinim” durmuş durumda!
Çıkarım 5: 1946 sonrası kurulan “finansal tabanlı” genleşip küçülen, üretimin dışarı itildiği model, sağlıklı bir siyasal yapı ve sağlıklı bir sosyolojik dinamik üretemiyor. Bu gerçek ve yılların biriken “tepkisi” AK Parti’yi doğurdu ve iktidara getirdi! Nereden “geldi” diyenlere “detaylı analiz” sunulur!

.gif)