Adsense
Bir ileri, bir geri…
-
Geçen hafta şöyle “iki şey” oldu: “Sivilleşme ve demokratikleşme” iddiasındaki Başbakan; Genelkurmay Başkanı ile toplantısını (ilk kez) Genelkurmay’da yaptı.
Yanında, hem de orada, Milli Savunma Bakanı yoktu; götüremedi bile.
Lakin; askerlerin sivil mahkemede yargılanması ve çok sayıda sanık asker gündemdeyken, aldı “Adalet” Bakanı’nı götürdü.
Tam o esnada, Anayasa Mahkemesi çok önemli bir “gerekçe” hazırlamıştı.Anayasa Mahkemesi “Askeri Hâkimler Kanunu”nda iptale gitmişti:
“Yargı bağımsızlığı ve hâkimlik ile savcılık teminatını güvenceye alan Anayasa’ya aykırı olduğundan”. Anayasa’da tam dört maddeye birden. Şuydu:1- Askeri hâkim ve savcı aynı zamanda asker, genellikle subay.
2- Askeri mahkemeler ise bir komutanlığa bağlı kuruluyor.
3- Askeri mahkeme; başta hâkim ve savcı, tüm personel ve araç gereci ile komutanlığın bir parçası.
4- Komutan, mahkemenin kurulduğu teşkilatın amiri.
5- Komutanın; soruşturma emri, tutuklama talebi, tahliye veya tutuklamaya itiraz, savcılık kararına itiraz, mahkeme kararını temyiz yetkileri mevcut.
6- Komutan, askeri hâkim ve savcıya sicil veriyor.
7- Bir yanıyla “bağımsız yargı” insanı olan askeri hâkim ve savcı, asıl yanıyla hayatının geleceğinde askeri hiyerarşiye bağlı, bağımlı.
8- O yanıyla; üniforma, selamlama, iç disiplin gibi askerlik gereklerine uymakla yükümlü.
9- Askeri hâkimin “sicilini değerlendirme nitelikleri” arasında “hak ve adalet prensiplerine duyarlılık; özgürlük ve yaratıcılık” da mevcut; “Disiplin kurallarına uyarlığı ve itaati” de şart!
10- Ayrıca; askeri hâkim üyenin sicil amiri kıdemli hâkim; savcı yardımcısınınki de askeri savcı.
İşte Anayasa Mahkemesi, bu kadim düzeni en azından iptal etti.
“Anayasa, hukuk ve vicdanına göre davranması beklenen hâkim ve savcının sicil amiri komutanı olamaz” diyerek…
Durumu “yargı bağımsızlığı, hâkim ve savcı teminatı” ile “Anayasa’ya aykırı” ilan ederek.
Üye Osman Paksüt, “Komutan sicil amiri olamaz” kararına itiraz etti; hâkim ve savcının daha ziyade asker olduğunu vurguladı…
Ama kıdemli hâkimin sicil vermesine o da itiraz etmedi. Diğer üyelerin hepsi iptalden yana oy kullandı.Şimdi ne olacak?
Bilmiyorum. Hükümet ile Genelkurmay biliyor mu: bilmiyorum.
Bugüne kadar, idamlar başta, nice askeri mahkeme kararının “bağımsız yargı, bağımsız vicdan” eseri olmayabileceği tescillendi.
Birçok karar artık lekeli!
Sonra; kanun değişse de durum çok değişmedi; askeri yargı böyle durdukça; subay, astsubay veya uzman ya da er; mahkemede heyet olarak “üniformalı üst” gördükçe; askeri savcı ile hâkim her an “üst” ile muhatap oldukça.Unutmadan, şu noktaya dikkat:
Bu önemli iptale yol açan süreci Askeri Yüksek İdare Mahkemesi başlattı.
Eldeki davalar, sorunlar; belki de vicdana ve hukuka sahip çıkmak isteyen kimi askeri hâkim, savcı ya da davalı sonucunda!
Bir de ihtimal:
Askeri mahkeme böyle “demokratikleşince”…
Olur a, askerlerin sivil mahkemede yargılanmasına gerek görülmeyebilir.
Yüksek Mahkeme ve de Genelkurmay ile uzlaşmış hükümet. Belki!
Çünkü burası iki ileri, bir geri; hatta bir ileri, iki geri, olmadı, en azından yerinde say ülkesi! Yine de iyi!

.gif)