Adsense
Gönlü bol Gazze, pinti vicdan Kanada
-
“PARA ile imanın kimde bulunacağı bilinmez” diye bir laf vardı, şimdilerde çok saçma geliyor. Paranın kimde olduğunun bilinmediği dönemleri çoktan geride bıraktık. Yüksek ya da düşük yaşam standartları, ekonomi ya da istatistik bilim ve birimlerinin gözünden kaçacak gibi değil. Zaten parası olan parasını göstererek yaşamak istiyor artık, göstererek yaşama arzusu kendisini statü sembolleriyle temsil ediyor. Yüksek standart, kendisini gözümüze sokmaktan yana. İmanın kimde olduğu bilinebiliyor mu? Benim bildiğim şu: İman vicdan ile akraba. Vicdan ise “çok para”, “çok yüksek standart” ile başı hoş olan bir kavram değil.
Çok para, vicdanı hasara uğratıyor sanki. Zenginlik, empati kabiliyetini köreltiyor. Başkasının çıkarlarını kendi çıkarları gibi önemseyen az sayıda erdemli, vicdanlı kişiyi bir kenara bırakırsak, genel olarak insanı, zorda olan diğer insanların yardımına koşmaya teşvik eden iki temel saik görürüz. Biri bir gün öleceği ve hesap vereceği günün bilincidir: “Ahiret inancı.”
Diğeri ise “Ya bu kötü durum benim başıma gelseydi? Ya benim evim yıkılsaydı, benim ülkem bu durumda kalsaydı?” vs. kaygısıdır. Bu kaygı onu empati yapmaya zorlar, yardım eli uzatır, böylelikle evrene aynı durumda kalması ihtimalinde birilerinin de kendisine yardım etmesi ihtimalini ısmarlar.
“Zengin” bu kaygıyla gerçek bir empati kuramıyor, cevabı hazır çünkü, “Kaybedersem yenisini alırım, yaptırırım, hatta tadilat sürerken de Bora Bora’daki evimde ikamet ederim, biraz inziva eminim bana iyi gelir”…*
Bakın, Haiti yerle bir oldu. Türkiye’den İHH, Kızılay, Kimse Yok mu, AKUT, Haiti’ye koştu, başka ülkelerden gelenler de var. Fakat iki örnek çok dikkat çekici.
Biri Gazze… Yokluk içinde boğuşurken, elinde avucunda olan birkaç kutu sütü, battaniyeyi Kızılhaç yetkililerine teslim ediyorlar, Haiti’ye göndermesi için…
Diğeri ise Kanada. Varsıllığı ve “yüksek” yaşam standartları, yok efendim “çoğulculuğu”, yok efendim “barışçıllığı” ve sırtlandığı bir araba dolusu gelişmiş uygar ülke standardını yerle yeksan eden bir skandala imza atıyor. Kanadalı kurtarma ekibi, kurtarılacak Kanadalı bulamayınca ekipmanını toplayıp geri dönüyor. (www.dunyabulteni.net)
Gazze yıllardır İsrail ambargosu altında, yıkım üstüne yıkım yaşamış bir bölge, Gazze’de yaşayanların can güvenliği yok, ibreler açlık sınırının çok altında bir düzeyi işaret etmekte. Gazze, hayata ilişkin en büyük fantezisi onuruyla ölmek ve o zaman gelene kadar hayatta kalmak olan insanlardan mürekkep. Toplanan yardımlar doğal olarak sembolik düzeyde. Yok’u “yok”tan çıkardığında geride ne kalmışa… Kuşatma altında olduğu için, o sembolik yardımın Haiti’ye ulaştırılabilmesi bile bir sorun.
“İşgali Kır” Komitesi Başkanı Cemal Kudary, “Bizim yardım toplamamız insanlara şaşırtıcı gelebilir. Ama biz sürekli İsrail depremi yaşadığımız için depremin ne olduğunu iyi biliyoruz, Haitililerin acısını anlayabiliyoruz” diyor…
Kanada kurtarma ekibi ise, yerin altında can çekişen ve çığlıklarıyla kurtarılmayı bekleyen Haitilileri bırakıp giderken, bir de akıl veriyor: “Yardım istiyorsanız gelen yabancı ekiplere yıkıntıların altında yabancı uyruklu insanların olduğunu söylemelisiniz…”*
Yoksullar hatırlar. O’ndan geldiklerini ve O’na döneceklerini unutmazlar. Zenginlerin ise hafızaları zayıftır. Kendilerine ölçü tayin edecek vicdanları sakatlanmış bulunduğundan, unuturlar, neyi unuttuklarını da unuturlar. “Alacaklı” olma düsturuyla hareket ettiklerinden misal, en fazla da borçlarını unuturlar. Gün gelir, Nemrut’un burun deliğinden içeri giren bir sinek, o borçları tahsil eder. Yoksullar buna “İlahi adalet” der…

.gif)