Logo Background RSS

Adsense

Seçime giderken zor karar!

Kategori: makaleler on Ocak 13th, 2010
  • ERKEN seçimden bahsetmiyorum…
    Normal zamanda bile yapılsa “Türkiye birkaç ay içinde” seçim algılamasının arttığı bir “kamuoyuna” sahip olacak. Türkiye’de yatırım yapanlar baÅŸta olmak üzere, “alan da veren de” hesap dinamiÄŸine yoÄŸunlaÅŸacak. OrtadoÄŸu’da “oyun kuranlar” nasıl bir iktidar istediklerini düşünüp ona göre davranacaklar, içeride “yerleÅŸik güçler” kendi çıkarları doÄŸrultusunda kurgulamaya devam edecekler…
    Türk halkı da yani “bizler”, bu “çok bilinmeyenli denklemde” bizim için en iyi olanı seçmeye çalışacağız.
    Sevgili dostlar, bunları neden yazdım? Ve en önemlisi baÅŸlıkta bahsettiÄŸim “zor karar” ne?
    Hatırlarsanız son bir yıl içinde, “piyasalarda oluÅŸacak küresel olumlu dalgaları” yüksek petrol fiyatı ile “özdeÅŸletirmiÅŸ” ve yüksek petrol fiyatının da “İran tehdit algılaması” ile olan korelasyonunu sorgulamıştım…
    Tezim çok açık ve netti: Petrol fiyatı belli bir noktaya gelmeden dünya piyasaları düzelemez, petrol de “ABD’nin İran’a karşı oluÅŸturduÄŸu tehdit dinamiÄŸi” pompalanmadan yükselemez. Bu döngü “dönem dönem” geliÅŸti ve petrol fiyatı da “tehdit” algılaması da “sınırlara” dayandı. Aynı yazı içinde içeriye dönük de bir notum vardı: Küresel ekonomi için gereken bu denklemde AK Parti eninde sonunda ABD-İran politikaları arasında bir yere sıkışacak ve tercih yapmak zorunda kalacak.
    Dün, ABD’den “çok açık” hatta ilk defa bu kadar “net” bir açıklama yapıldı. ABD’nin OrtadoÄŸu ve Körfez Bölgesi’nden sorumlu komutanı David Petraeus, İran’ın nükleer tesislerini bombalayabileceklerini söyledi. Bu, Obama “iktidara geldiÄŸinden” bugüne, “iÅŸi yapacaklardan” gelen en önemli mesajdı. Karar alınmış ve “yapma makamında oturanlara” kadar iletilmiÅŸti.
    Uzun lafın kısası; aylar önce yazdığım tezim hayata geçmeye baÅŸladı. Bu noktada Türkiye’de “seçim sonucunu” sorgularken “dikkate almamız” gereken önemli soruyu yeniden hatırlatmamda yarar var: Türkiye’deki “seçim denkleminde” okyanus ötesi güçlerin “muhtemel istek ve eylemlerini” etkileyecek ana “dinamik” ne? En önemlisi “küresel ekonomik sistemin” en noktasına gitmesi için “sistemin İran’a saldırı” ihtiyacı içinde “olduÄŸu” bir ana denklem içinde, “İran ve Suriye ile” bağımsız politika geliÅŸtiren AK Parti “seçime giderken” hangi yolu seçecek? Dün yazdığım “Suriye” ve bugünkü “İran” vurgularını tekrar düşünelim, tartışmaya devam edelim…

    IMF ile anlaşan Türkiye, İran saldırısında topraklarını kullandırır!

    YUKARIDAKİ soruları düşünürken, bir ipucunun da altını çizmekte yarar var: OrtadoÄŸu’ya yönelik “her gereken küresel saldırı” öncesi, Türkiye “IMF ile anlaşır”!
    Bugün görünen tablo da oldukça ilginç; gökten “dolar yağıyor”; güzel ülkem IMF kapısında!
    Aklıma ister istemez ÅŸu soru geliyor: İçerideki-dışarıdaki “yerleÅŸiklere” karşı savaÅŸtığı için zaman zaman “desteklediÄŸimiz” hükümet, acaba “taktik mi” deÄŸiÅŸtiriyor ve en önemlisi “küresel güçlerle anlaÅŸma” yolunu mu seçiyor? Bu soruyu sorup da ÅŸunu sormadan olmaz: “İçeride savaşır göründüğü” yerleÅŸiklerle de “seçim kaygısı” ile anlaÅŸacak mı?! Bir hatırlatma; Rubicon kıyısına gelip de geçemeyen “her Sezar”, Rubicon’un sularında yok olur gider! Dost acı söyler!




Yorum Yap