Logo Background RSS

Adsense

Washington, Ayalon’a sırtını döndü

Kategori: makaleler on Ocak 21st, 2010
  • İSRAİL Dışişleri Bakan Yardımcısı Danny Ayalon, Amerikan başkentinin yabancısı değil. Ayalon, İsrail’in Washington büyükelçisi olarak görev yaptığı bu başkentten dört yıl önce ayrılmıştı.
    Ayalon’un geride bıraktığı Yahudi lobisinden dostları, Amerikalı meslektaşları -iş yaşamının- büyük bir kısmını diplomasiye adamış olmasının geçen hafta yaptığı densizliğini daha da “aptalca” ve “yakışıksız” kıldığını söylüyorlar. Amerikan başkentinde, Ayalon’a sahip çıkacak tek bir cılız ses bile duymuyorsunuz. Ama bunun anlamını doğru okuyabilmek gerekli. Benim, Washington’da, bir dizi Amerikalı yetkiliyle yaptığım görüşmeler sonrasında çıkardığım sonuç şu:
    Bir, Ayalon’un, Türkiye’nin İsrail Büyükelçisi Oğuz Çelikkol’u önceden planladığı bir kurguda adeta “dublör” yerine koyarak -büyükelçinin İbranice bilmediğini bile bile- sözüm ona Türkiye’ye mesaj iletiyormuş gibi kameralara konuşması “diplomatik nezaketsizliğin de ötesinde rahatsız edici bir durumdur”. Ancak Ayalon’un hatası, kendisini bağlar. Ayalon, birkaç aya görevden alınırsa şaşırmamak gerekir.
    İki, Ayalon’un tezgâhı ne kadar hatalı da olsa, Çelikkol’la ikili görüşmesinde verdiği mesajın içeriği doğrudur. Türkiye’de, Kurtlar Vadisi dizisi bir dönem Amerika ile ilişkilerde de sorun yaratmıştı. Amerika, bu rahatsızlığını dile getirince Türkler de Geceyarısı Ekspresi’nin Türkiye’ye verdiği zararı anlattılar. Haklıdırlar ancak televizyon dizilerinin, ülkelerin güncel dış politikasına böylesine doğrudan etki yapıyor olması, istisnai bir durum. Halk bunları dizi film gibi değil adeta tarihi belgeselmiş gibi; gerçeğin ta kendisiymiş gibi algıladığı için endişe duyuyoruz.
    Üç, Amerikan Başkanı Barack Obama, İsrail’i, gerek Gazze’de yaşanan insan trajedisinden ötürü gerekse barış görüşmelerinin yeniden canlanması için yeni yerleşim birimi inşa etmemeleri yönünde yeterince ikaz ediyor. Neticede ABD-İsrail ilişkilerinin tarihinde ilk kez bir başkan, İsrail’de, Obama kadar az destek buluyor. O nedenle, Obama yönetiminin, Erdoğan’a, İsrail’i -deyim yerindeyse- hizaya getirebilmek için açıktan eleştirebildiğince eleştir gibi bir görev verdiği yoktur. Bu olanlar, Türkiye-İsrail ilişkilerini bağlar. O kadar.
    Dört, Türkiye ve İsrail arasında gerilimin tırmanış göstermesi ise bölgeye fayda getirmez. Türkiye’nin -özellikle- Ortadoğu coğrafyasında popülaritesi artmaktadır. Türk hükümeti, İsrail ve Filistin otoritesi arasında “anlaşmaya varılmasını istiyorsa” veya Suriye ile olası görüşmelerde yeniden bir rol almak istiyorsa iki tarafla da ilişkilerinde belli bir “samimiyeti” götürebiliyor olması gerekir. Türkiye’nin, İsrail’le ilişkilerinde teknik olarak bir değişiklik yoktur. Ancak şu son olay göstermiştir ki İsrail, Türkiye’nin bu görüşmelerde rol edinmesine istekli olmayacaktır.
    Beş, Amerika, Türkiye’nin, bölgedeki etkinliğinin artmasından memnundur. Ancak Türkiye ve İsrail arasında yaşanan son krizin bir birikimin sonucu patladığını da teslim etmemiz gerekiyor. Bu tip gerginlikler arttığı müddetçe bölgede “aptalca hataların” yapılma olasılığı artacaktır. Obama yönetimi -asıl bu yıl- başlayacak. Amerikan Başkanı, İran’ın nükleer silah programından tutun da Irak’tan çekilme planına varıncaya kadar bir dizi önemli testten geçecek.
    Bu bağlamda, Türkiye-İsrail arasında gerilen bağlar bölgeye hayırdan çok, zarar getirebilir. Türkiye, doğu-batı ayaklarında dengeyi sürdürebildiği ölçüde bölge gücü olarak yükselmeye devam edecektir.




Yorum Yap